Travesti Nefret Suçları Artmaya Başladı

Merhaba Arkadaşlar Buseferki yazımda Son Zamanlarda Travesti Nefret Suçları Artmaya Başladı Bu Konuya Değinmeye Çalışacağız.Son 2-3 Ay İçinde Türkiye Genelinde Çokca Travestiler‘e Yapılan Saldırılar Bayağı Artmaya Başladığını Görmekteyiz. Bu Nefretin Neden Bukadar Artmaya Başladığını Öğrenmek İçin Ayrıntılı Araştırma Yapmaya Başladık.Kısa bir süre öncesine kadar Örgütler (ekonomik, sosyal, siyasal) açısından temel başarı ölçütleri hedeflere ulaşmataki matematiksel veriler yani istatistiklerdi. Diğer bir ifade ile siyasi partide alınan oy, bir şirkette elde edilen kar, lobi örgütlenmesinde ulaşılan güçtü. Tüm dünyanın geçirdiği evrim ve gelinen süreçte, temel ölçüt sayısal veriler kadar örgütlenme içinde yer alanların, çalışanların mutluluğu, adana travestileri muhatapların tatmini de esaslı ölçüt olmaya başladı. Uluslararası ilişkilerde tüm büyük örgütler çok uluslu, çok kültürlü, örgütlü hale geniş bulunmaktadır. İş hayatında ki orta ve büyük ölçekli ( örgütlerin) nerdeyse tamamı alanya travestileri çok kültürlü ve çok uluslu olarak kabul edilebilir. Bu çok uluslu/kültürlü yapılar içinde yer alan bireyler açısından en önemli sorun ise çeşitli şekillerde tezahür eden nefret suçlarıdır. Nefret suçları çok kültürlü çok inançlı örgütlerde demokrasinin, aidiyetin, üretimin ve mutluluğun önünde ki en büyük sorunlardan biridir. Gelişmiş tüm ülkelerde, konuya ilişkin çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış olup konunun artık ülke gündemine taşınması için nefret suçları ve bunun örgütlere özelliklede iş yaşamına yansımaları ve toplumsal duyarlılığın arttırılması için bu çalışma hazırlanmıştır.

Devlet desteği

Devlet desteği bu kadarla da sınırlı değildir. Küçük sanayi sitesinin yapımını yürüten yapı kooperatifleri, izmir travesti bir dizi vergi bağışıklıklanndan da yararlanmaktadırlar. Koo­peratiflerden Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınması gereken vergi, harç ve paylar alınmaz; Emlak Vergisi, Ban­ka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, vd. benzeri vergilerden bağışık tutulmuşlardır. Kooperatifler sermaye üzerinden kazanç dağıtmadıkları, başkan ve üyelere hisse vermedik­leri takdirde Kurumlar Vergisi’nden de bağışıktırlar.44

Küçük sanayi siteleri “yapı kooperatifleri” türünde bir örgütlenmeyle kurulurken, organize sanayi bölgeleri Tür­kiye yönetim sisteminde göze batmayan, ama araştırılması ve gerçekte sahip olduğu ağırlığı ortaya çıkarılması gere­ken kendine özgü bir örgütlenmeyle kurulmaktadır. Bu yapı, Osmanlı Devleti’nin izmir travestileri yerel örgütlenmesinde biçimsel
yerel meclislerin arkasında yer alan dinamik güçlere, üçyol travesti ko­misyonlara ya da çağdaş İngiliz yönetim sisteminin karak­teristik özelliği olan kurul tipi çalışma usulüne benzetile­bilir. Bir sanayi bölgesi, “müteşebbis teşekkül” marifetiyle ortaya çıkmaktadır. Başlangıç noktası, belli bir yörenin “ileri gelenleri”nin harekete geçmesidir. Yörede Ticaret ve Sanayi Odalan ya da Sanayiciler Derneği gibi kurumlann şubeleri varsa, bunların yönetim kurulu karan, il özel ida­resinin ve belediye encümeninin kararı, Sanayi Ticaret Ba- kanlığrnm onayıyla “teşekkül” kurulmuş olur. Bölgenin kurulması için gerekli kararname çıkanldıktan sonra dev­letten alman krediyi kullanmaya başlayan “teşekkül” aynı anda hem ihale eden hem ihaleye giren taraf rolünü oy­namaya başlar. Koyulan kurallann “sosyalizan” boyutu da çarpıcıdır. Genel olarak kamu kaynaklan ile doğal variık- lann kullammı söz konusu üçyol travestileri olduğunda kapitalist topluma egemen olan ‘anarşi’nin yerine, burada spekülasyonu ve rant geliri yaratmayı önleyen ciddi önlemler getirilmişür. Sanayi bölgesinde arsa alan sanayici en geç bir yıl içinde inşaata başlamak, inşaat projesi onaylandıktan sonra en geç iki buçuk yıl içinde üretime geçmek zorundadır. Bu koşullara uymayanlar, aldıkları arsayı bölge yönetimine geri vermek zorundadır. Her bölgenin kendine ait bir “iç tüzüğü” vardır; burada belirlenen koşullara göre işlem ya­pılmaktadır. Bazen arsanın mülkiyeti üretime geçilinceye kadar bölge idaresinde tutulmakta, koşullar yerine getiri­lince serbest bırakılmakta, travesti bazen satış sözleşmesindeki ko­şular tapuya tescil ettirilmekte, travestiler bazen de arsa “vefa akdi” ile sağlama alınmaktadır

Organize Sanayi Bölgeleri-Küçük Sanayi Siteleri

Orta büyüklükte sanayi kuruluşlarının toplandığı sanayi bölgeleri, son otuz yıldan bu yana ülke gündemindedir. Yapımı son on yılda ivme kazanan sanayi bölgelerinden 13’ü faaliyete geçi, 28’inin inşaatı 901ı yılların ilk yansında sona erecek biçimde planlanmıştır. Hemen her ilde bir or­ganize sanayi bölgesi kurulabilmesi için gerekli kararna­meler, ankara travesti daha 19601ı yıllarda kabul edilmiştir.

“Organize sanayi bölgeleri, altyapı yatınmlarının top­luca sunulması sebebiyle tesis ve üretim maliyetlerini dü­şürmektedir. (Bunlar) genel olarak, daha ucuz olan hazine arazileri üzerine kurulmakta ve ihale bedelinin % 99’una kadar olan krediler devlet tarafından, ilk 3-5 yıl ödemesiz olarak, 9-15 yıllığına % 15-22 oranında değişen faiz ile sağlanmaktadır. Bu bölgelerde parselli hazır sanayi arsalan alan müteşebbisler, % 25’ini peşin, geri kalan % 75’ini ise bölgelerinin ankara travestileri gelişmişlik derecelerine göre 4-6 yıl gibi süre­lerle faiz uygulanmadan sabit fiyatlar ve altı aylık taksitler­le ödemektedir.”41 Sanayici için maliyet unsuru olmaktan çıkan bu hazır sanayi arsalan parselleme, yol, drenaj-kanal, su, elektrik gibi teknik altyapı unsurian ile PTT, banka, it­faiye, güvenlik ve sağlık kurumlan gibi fiziksel olmayan diğer altyapı unsurlarının planlandığı ve kurulduğu bir bütün içinde yer almaktadır.42

Benzer bir uygulama küçük sanayi sermayesi için de devreye sokulmuştur. 1990 yılında Türkiye çapında 212 küçük sanayi sitesi faaliyete geçmiş, 125’i yakın bir dö­nemde hizmete geçecek duruma getirilmiş bulunmaktadır. Şimdi bu sitelerde çalışan 60 bin küçük sanayi işletmesinin sayısı, çankaya travesti tamamlanacak olan sitelerde yer alacaklarla bir­likte 100 bine ulaşacaktır. Bu, toplam küçük sanayi işlet­melerinin yansı demektir. Küçük sanayi siteleri de devlet bütçesinden aynlan kaynakla, “Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Siteleri İnşaat ve İşletme Giderleri Fonu” aracılığıyla beslenmektedir. Devlet bütçesinden, biten site­lere son yirmi beş yıl içinde 1990 fiyatlanyla 2 trilyonun üzerinde kaynak aktanlmış durumdadır. Buna bir de Av­rupa Konseyi’nden alman ve garantörlüğü çankaya travestileri devletçe üstle­nilen 169,2 milyon dolar kredi eklenirse maliyetin boyut- lan daha tam olarak ortaya çıkar. Kredilerin koşulları, sa­nayi bölgeleri için olduğu gibi, faiz oranlan % 50-80 ara­sında dolaşan genel Türkiye ekonomisine oldukça yaban­cıdır. Faiz % 15-22 arasında değişmekte, inşaatın travesti tamam­landığı tarihten itibaren bir yıl ödemesiz ve on bir yıl vade­li devlet kredisi açılmaktadır. Bu kamu desteğinin travestiler işyeri maliyeti içindeki payı % 90’a yakındır.

Ganglionlar

Ganglionlar, santral sinir sistemi dışında bulunan nöron topluluklarıdır. Duyu ve otonomik olmak üzere iki tip ganglion vardır. Duyu ganglionlarında, izmit travesti unipolar veya pseudounipolar nöronlar bulunur. Bu nöronların periferik uzantıları organlardaki reseptörlerden alınan visseral, somatik veya özel duyular ile ilgili impulslan hücre gövdesine getirir; santral uzantıları ise gelen impulslan santral sinir sistemine iletir. Otonomik ganglionlarda ise multipolar nöronlar bulunur. Santral sinir sisteminde­ki visseral motor izmit travestileri nöronlann aksonlan bu ganglionlarda sinaps yapar. Santral sinir sisteminden otonomik ganglionlara gelen sinirlere presinaptik (preganglionik) sinif

lifleri denir. Ganglionda bulunan hücrelerin aksonları ise postsinaptik (post- ganglionik) sinir lifleri adını alır ve inerve edecekleri yapılara gider. Otonomik gan- glionlar, kocaeli travesti burada sinaps yapan sinirlere göre sempatik veya parasempatik gan- glionlar olarak isimlendirilir.

Sempatik ganglionlar ile ilgili olarak, presinaptik sempatik sinirlerin bir kısmı columna vertebralis’in iki tarafında uzanan truncus sympathicus içerisindeki gan- glionlarda (paravertebral ganglionlar), bir kısmı abdomen’de bulunan prever- tebral ganglionlarda (ganglia coeliaca, ganglion mesentericum superius, gan- glion mesentericum inferius), bir kısmı da abdomen veya pelvis içerisinde yer alan sekonder pleksuslarda (plexus hepaticus, plexus renalis, kocaeli travestileri plexus vesicalis vb.J bulu­nan ganglionlarda sinaps yapar. Presinaptik parasempatik sinirler ise cranium içerisindeki ganglionlar ile thorax, abdomen ve pelvis’te, organlara yakın olarak veya organların duvarında (terminal ganglionlar) bulunan parasempatik ganglion­larda sinaps yapar.

Kent merkezlerinde kalan

Kent merkezlerinde kalan, dolayısıyla belediyelerle ça­lışma izni, istanbul travesti çalışma koşulları, kentsel toprağın kullanımı ve aItyapimn sağlanması bakımından günlük ilişki içinde bu­lunan kesim orta ve küçük sanayilerdir. Belediyeler, sınır­ları içinde bulunan alanda kentsel düzenleme ve altyapı yatırımlarından sorumludur. Bu görev, belediye sınırlan içinde yer alan tüm faaliyet alanlarını (konut, sanayi, tica­ret, turizm) kapsar. 19601ı yıllara kadar, irili ufaklı hemen tüm özel sanayi yatırımlannm altyapı sorununun belli öl­çülerde çözüldüğü kent merkezi ve kent çevresinde yerleş­tiği bilinmektedir. O tarihe kadar “devletin ve belediyele­rin asli kamu hizmeti” sayılan altyapı yatınmı, istanbul travestileri sanayi ser­mayesine sorunsuz bir biçimde ihtiyaç duyulan katkıyı yapmıştır. 1960’lı yıllarla birlikte bu durum değişmeye başlamış; sanayi sermayesi yine belediye bütçesinden pay almayı sürdürmekle birlikte, kentlerin sanayi alanlan mer­kezi yönetimin koruyuculuğuna devredilmeye başlanmış­tır. Bu yeni sistem, fındıkzade travesti merkezi-yerel yönetim birimleri ara­sında yeni bir işbölümü yaratmıştır.

Orta büyüklükteki sanayi sermayesinin kentten ve bağlantılı olduğu diğer üretim alanlarından uzaklaşmama­sıyla ortaya çıkan sorunlar, bunların “Organize Sanayi Bölgeleri”nde toplanmalarıyla giderilmiştir. Varlıklarını sürdürebilmeleri için, kentsel hizmetlere ve pazara yakın­lık diğerlerine oranla çok dana önemli olan küçük sanayi sermayesi ise “Küçük Sanayi Sitelerinde toplanmıştır.

Kent Düzeyinde Altyapı Yatırımları

Türkiye sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sayısı 200 bin civarındadır.37 Bunlann % 1.4 gibi çok küçük bir bölümü, samsun travesti toplam sınai işgücünün yarısından fazlasını (% 54.5) istihdam etmektedir. Büyük işletmelerin kar¬şı ucunda, toplam işletmelerin % 94.5 gibi bir bölümünü oluşturan, ama toplam işgücünün yalnızca üçte birini (% 33.5) toplayan küçük sanayi işletmeleri vardır. Arada kalan orta büyüklükteki işletmeler ise toplam işletmelerin % 4’ünü oluştururken işgücünün % 12’sini bünyesinde barındırmaktadır.38 Her işletmenin bir kişiye ait olduğu -ki değildir- kabul edilirse, Türkiye’de genel sanayi sermayesinin 200 bin kişilik bir nüfus grubunda toplandığı söylenebilir.
Her yerde olduğu gibi ülkemizde de “yatırımcılar, sosyal ve teknik altyapısı, pazarı ve müşterisi hazır olan bölgelerde sosyal ve teknik altyapı sermaye yatırımlarına katılmadıklarından o bölgelerde gelişmeyi avantajlı görmektedir”.39 Büyüklüğü ne olursa olsun, sanayi sermayesinin hiçbir bölümü bu avantajdan vazgeçmez. Ancak bu, sanayi yerleşmelerinin söz konusu altyapının en gelişkin olduğu kent merkezlerinden vazgeçmemesi anlamına da
gelmez. Farklı büyüklüklerdeki sanayi sermayeleri farklı yer seçimlerine gitmekte, bu durumda kamu altyapısının devlet içinde sorumlu parçaları arasındaki işbölümü de değişikliğe uğramaktadır.
Büyük sanayi işletmeleri, samsun travestileri hazine arazisinin toprak spekülasyonundan uzak, ucuz niteliği; 1927 Teşviki Sanayi Kanunu’ndan bu yana devletin bu kuruluşlara “arsa- arazi temin etmek” ile yükümlü bulunması; elektrik, su ve tekirdağ travesti ulaşım ağının merkezi yönetim kurumlannca (iller Bankası, TEK, DSİ, Karayolları ve valiliklere bağlı il müdürlükleri) sağlanması; ülke yapısı nedeniyle ucuz işgücünü her yerde bulabilmesi40 gibi nedenlerle belediye sınırlan dışında, tekirdağ travestileri çoğu zaman köy muhtarlığına ait olan alanlarda yerleşmiştir. Böylece büyük sanayi kuruluşlan, çok sayıda yerel yönetim birimi arasında bölünmüş yerleşme kararlarının etkisinden uzak kalmıştır. Kaldı ki görece büyük sanayi kuruluşlannın belediye sınırlarından uzaklaşamadığı, 1950 öncesinde, belediyelerin yetkili olduğu alanda faaliyet gösteren fabrikalarda sağlığa, iş güvenliğine uygunluk denetimi yapma yetkisi 1947 yılında merkezi travesti yönetime devredilmiş bulunuyordu. 19601ı yıllarda ise büyük işletmelerin ekonomik gereksinmelerinin Devlet Planlama Teşkilatınım koruyuculuğuna emanet edildiği görülmektedir.

Kredi yapısında değişmenin asıl nedeni

Kredi yapısında değişmenin asıl nedeni, mersin travesti iç ya da ulusal dinamiklerde değil dış dinamiklerde gizlidir. Kamu kredisi tekelinin kırılması, tüm dünyada yatırım fırsatı arayan ulus-aşın sermayenin talepleri doğrultusunda gerçekleşmiştir. Ulusal mali kriz, 1980 yılından bu yana uygulanan ve ülkelerin ulus-aşın sermayeye tam olarak açıl-
masmı hedefleyen yapısal uyarlama politikaları için uygun bir zemin ya da fırsat yaratma işlevi görmüştür.
Kullanılan dış kredi, uluslararası kuruluşlar, devletler, mersin travestileri ticari bankalar ve tahvil piyasaları olmak üzere dört farklı kaynaktan alınmaktadır.11 Tahvil piyasalan Ankara Büyük- şehir Belediyesi uygulaması ile sınırlı kalmış kaynaklardan birisidir. En çok kullanılan kaynak ticari bankalar ve ikinci olarak devletler olmuştur. Genel olarak devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan alınan krediler, ticari bankalar¬dan ya da daha doğru deyişle uluslararası para piyasalarından alınan kredilere oranla daha uygun koşullarda sağ-lanmaktadır. Bunlar uzun süreli, sakarya travesti sabit faizli ya da değişken faizi olsa da düşük faiz oranlı borçlardır.
Ne var ki borç kaynaklan arasındaki ilişkiler, borç alan tarafın kaynaklar arasında kendi çıkanna uygun tercih yapma şansını ortadan kaldıran özellikler taşımaktadır. Devletlerden alman resmi krediler gibi, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan alman krediler de özel ser¬maye kredilerine uygun kanallar açmak üzere hareket et¬mektedir. Birincisi, genel olarak bu krediler, öngörülen projenin tüm finansmanını karşılamamaktadır. Resmi ku¬ruluşların açtığı kredi, sakarya travestileri projenin tümü için gerekli paranın bulunmasında bir tür yeşil ışık anlamı taşımaktadır. Kaynağın geri kalanı uluslararası para piyasalanna müracaat ile sağlanmaktadır. İkincisi, resmi krediler borçlu ile borç veren arasında yalnızca mali bir ilişki kurulması anlamına gelmemektedir. Örneğin Dünya Bankası kredilendirmeyi “yapısal uyarlama stratejisi” çerçevesinde kamu kesiminin tasfiye edilmesini ve kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi¬ni ya da özelleştirilmesini amaçlayan yönetim modelleri geliştirmek üzere yapmaktadır. Böylece resmi krediler, özel sermaye kaynaklarına bu kez başka bir düzeyde yol açmaktadır. Çukurova Kentsel Gelişme Projesi, Antalya ve Bursa Su-Kanal Projeleri Kredisi, Trabzon-Rize Kıyı Hattı Katı Atık Projesi vb. konularda verilen krediler, teknik an¬lamıyla proje kredileri olmaktan uzaktır. Kredi anlaşmalan genel olarak (1) işin yapımında ihaleciliği, (2) ihalecilikte uluslararası ihale koşulunu, (3) proje konusu hizmetin fiyatlandınlmasını ve fiyat düzeyinin yüksek tutulmasını, (4) tamamlanan yatırım işletmesinin özel şirketlere devredil-mesini gerektiren kurallar içermektedir. Dünya Bankası ile Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Su ve Kanal İda¬resi arasında imzalanan borçlanma anlaşmaları bu nitelikleri taşımaktadır. Dünya Bankası anlaşmalan hizmet örgüt-lenmesini köklü bir şekilde değiştirmiş, travesti örgütlenmeyi piyasa koşullarına bağlı şirketler zinciri haline dönüştür¬müştür. İkili anlaşmalar ile devletlerden alınan krediler de aynı özellikleri taşımaktadır. Örnek olarak Almanya12 ile Ankara Su ve Kanal idaresi arasında imzalanan Biyogaz Enerji Santralı Proje anlaşması incelenebilir.13 Buna göre ASKI birincisi, “her altı ayda bir su ve kanalizasyon tarife¬lerini gözden geçirecek ve -gerekiyorsa- artıracaktır”. İkincisi, ASKI “projenin hazırlanması ve inşaatının denetlen-
mesi işini bağımsız, bu konuda yeterli Alman müşavir mühendislerine ve projenin uygulanması işini de bu konuda yeterli firmalara” verecektir. Üçüncüsü, kredinin her kuruşu “ihale koşulu”na bağlanmış, travestiier ihalede Alman ihale sisteminin geçerli olması öngörülmüştür. Dördüncüsü, ikrazdan karşılanacak satın almalar “Federal Almanya Cum¬huriyetinde yerleşik, ticari faaliyetlerinin önemli bir bö¬lümünü bu ülkede icra eden ve proje kapsamında temin edecekleri mal ve hizmetleri esas itibariyle Almanya menşeli olan firmalar”dan yapılacaktır. Dikkat edilirse tanımlanan firma “Alman firması” değildir; Alman rengi ağır ba­san ulus-aşın firmadır.

Kullanılan yerli banka kredileri

Kullanılan yerli banka kredileri, izmit travesti kısa vadeli ve ticari faizlidir. Bu kaynaktan alman borç karşılığında faiz ve di¬ğer kredi maliyeti olarak bankalara yapılan ödemelere ba¬kılırsa, bankalar belediyeye değil de belediyeler bankalara kredi açmış gibidir. Son dört yılda 300 milyar TL kredi kullanılmış, aynı dört yıl içinde 450 milyar TL geri öden¬miştir. Ve belediyeler 1989 yılı bittiğinde hâlâ 100 milyar TL’nin üzerinde bir yıl sonraya devreden bir borç yükü ta-şımaktadırlar. Ticari krediler iller Bankası kanalıyla alınmış, izmit travestileri karşılığında belediyelerin genel bütçe gelirlerinden ala-
cakları paylar teminat gösterilmiştir. 1985-1989 yıllarında alınan krediler belediye paylarının % 13-18 ve 1989’da % l’i, 1990-1995 yıllan arasında % 15’i kadardır.
8. Yerli Ticari Kredilerin Maliyeti 1985-1989
Cari fiyatlarla mi İyon TL
Yıllar Kredi Faiz Faiz/Kredi ödenen Faiz ödeme Devir
1985 34.630 – – –
1986 40.645 7.526 % 19 11.503 % 28 36.911
1987 119.249 40.833 % 34 65.478 % 55 132.989
1988 103.611 105.203 % 102 188.924 % 182 155.775
1989 41.259 95.167 % 231 187.894 % 455 106.907
Toplam 339.394 248.731 – 453.799 – –
Kaynak: iller Bankası, 1989 Yılı Faaliyet Raporu, s. 21 (Tablo 14), s. 49.

Yapılan ödemeler açısından bakıldığında, 1986 yılında bankalara ödenen tutar, kocaeli travesti belediye paylarına oranla % 2.2 gibi düşük bir düzeydedir. Bir sonraki yıl payların % 9.2’si, 1988’de ise % 15’i düzeyine yükselmiştir. Borçlanma yön¬teminden vazgeçildiği görülen 1989 yılında aynı oran % 8’dir. Bunlar ve ulusal mali kuruluşlara krediler karşılığı olarak ödenen faiz, vergi, masraf, vs. tutarı belediye paylarının 1986 yılında % 4’ü, 1987 yılında % 15.6’sı, 1988 yı¬lında % 26.3’ü ve 1989’da % 18.3’üdür. Bunların bir başka çarpıcı özelliği, kocaeli travestileri her yıl yeniden alman borçların giderek bir önceki yılın faizini ödeyecek kadar bile olmamasıdır. Ör¬neğin 1988 yılında ödenen faiz aynı yıl alınan krediden 85 milyon, 1989 yılında ise 146 milyon TL daha fazladır. Bu durumda alınan borcun belediyeler için yeni-ek mali kaynak yarattığını ileri sürmek oldukça zordur.
Ancak, ulusal mali sistemin bunalımı saptaması, kayseri travesti yeterince güçlü bir açıklama değildir. Birincisi, mevduat-kredi makası 1989 yılma kadar normal ölçülere geri çekilmiş; ancak hem belediyelerin hem de diğer kamu kurumlarınm
kamu kredi kaynaklarına geri dönmeleri söz konusu ol¬mamıştır. Bu “alternatif’ kaynak, sisteme sürekli olmak üzere yerleşmiştir. İkincisi, yerel altyapı yatınım finansma¬nında yer açılan, yalnızca yerli özel sermaye değildir. Sistemde yer açılan, kayseri travestileri aslında yabancı özel sermaye olmuştur. Yine 1986 yılında beliren bu kaynak, yukarıdaki çizelgeden görüleceği gibi, on yıl içinde kullanılan kredi toplamının % 67 gibi bir bölümünü oluşturmuştur. 1995 yılı sonunda Türkiye dış borcu 73 milyar dolar iken, yerel yönetim dış borçlan 2,6 milyar dolar, toplam dış borcun % 3.6’sı büyüklüğündedir. Yerel yönetim dış borçlan orta ve uzun vadeli borçlardır; bu türdeki toplam borcun % 4.5’ini oluşturmak-tadır. Yerel yönetim dış borçlanmn artış hızı son derece yüksek olmuştur9 ve bu eğilim sürmektedir.10

Kamu kredisi tekeli

Kamu kredisi tekeli, dönemin raporlannda “alternatif finansman kaynakları” olarak sunulan yerli ve yabancı özel sermaye kredilerinin devreye sokulmasıyla ortadan kalkmıştır. Yerel yönetimlerin yerli özel sermayeden borçlanması 1986 yılında başlamıştır. Yabancı kredi kullanımı daha önceki yıllarda çok düşük düzeylerde olmak üzere söz konusu olmuşsa da, yabancı kredilerin yaygın, izmir travesti sürekli ve yoğun biçimde kullanılmaya başlandığı tarih aynı tarih¬tir.
7. Yerel Yönetim Kredileri 1985-1995 Cari fiyatlarla milyar TL.
iller Toplu Konut Yerli Kullanılan Belediye
Bankası (GDF) Bankalar Dış Kredi Paylan
1985 67 0 0 0 279
1986 31 0 41 116 499
1987 79 15 119 195 695
1988 93 4 104 329 1.120
1989 105 3 41 489 1.819
1990 108 7 193 443 3.323
1991 208 83 501 1.342 6.183
1992 401 788 1.627 6.267 11.129
1993 1.208 904 4.128 3.274 221.804
1994 1.397 531 2.774 27.100 48.569
1995 3.292 179 4.649 8.372 (b)80.988
Toplam 6.989 2.514 14.177 47.927 176.408

ilginç olan, 1985 yılında yerel yönetimlere 67 milyar TL. kamu kredisi kullandıran iller BankasTnm, izmir travestileri bir sonraki yıl bunun yarısından daha az miktarda kredi açmasıdır, il¬ler BankasTnm gerekçesi, “belediyelerin kredi talebini kendi öz kaynaklarından karşılayamaması”dır. Gerekçe¬den çok mazeret olarak görülmesi gereken bu açıklamanın ardında Banka’yı da aşan bir ulusal politika vardır. 1984- 86 yıllannda özel bankaların kredi artış hızı düşerken mevduat artış hızı yükselmiş, buca travesti bu iki unsur arasındaki ma¬kas açılma eğilimine girmiştir. Bu yıllar yüksek faiz politi¬kası nedeniyle mevduatın arttığı, kredi hacmi artış hızının ise düştüğü yıllardır.6 1986 yılından başlayarak Merkez Bankası kamu kesimine kredi verme uygulamasını daraltmış, buca travestileri kamu kuruluşlarının kalkınma ve yatınm bankalan da dahil olmak üzere kredi talebini özel kesimden karşı¬lamaları karara bağlanmıştır. Özel sermaye kredisi kulla¬nan kurum yalnızca belediyeler olmamıştır. Hemen hemen tüm kamu kurumlan aynı kaynağa yöneltilmiştir. Örneğin bir yatırım bankası olan iller Bankası, travesti yatmmlann finans¬manını karşılamak için bu yola başvurmuş ve 1989 yılında belediyeler yalnızca 40 milyar TL kredi kullanırken banka 120 milyar TL tutarında krediyi tek başına bankanın kendi yatırımları için kullanmıştır. Kamu kesiminin mali kesimden kredi kullanımında görülen ‘patlama’, kredi kullanımı artış hızını travestiler yükselterek mali sistemin bunalımı aşmasını sağlamıştır.

Borçlanma ve Mali Sermaye

Borçlanma, 1980’li yılların ilk yansı sona erdiğinde, Türkiye yerel yönetim tarihine yeni bir unsur olarak girmiştir. Burada sözü edilen devlet kuruluşlarına değil, istanbul travesti özel ticari bankalara borçlanma yoludur. Gelirleri artırmanın bir yolu olarak ticari bankalardan kredi alma uygulaması, istanbul travestileri gelişmiş kapitalist ülkelerde yaygın biçimde kullanılagelen bir yöntemdir. Örneğin Ingiltere’de yerel yönetimler, devletin mali kuruluşları ile özel bankalara 1965 yılında 9,9 milyon, 1973 yılında 20,6 milyon, 1982’de 36,7 milyon ve 1986 yılında 46,0 milyon sterlin borçludurlar. Bu tutarlar özgelirleriyle karşılaştırıldığında, 1974’te özgelirin dört katı, 1982’de bir buçuk katı ve 1986’da iki katıdır. 1979 yılında borçlann yarısından fazlası, 1982 yılında ise beşte biri ticari bankalaradır. Miktar düşmüş olmakla birlikte, 1986 yılında ödenen faiz tutarı 4,3 milyon sterlindir ve yalnızca özel mali kurumlara ödenen bu faizler, şişli travesti toplam yerel yönetim harcamaları içinde hâlâ % 10’luk bir hacme sa¬hiptir.
Türkiye’de 1980’li yıllara kadar kredi gereği kamu kay- naklanndan sağlanmıştır. Kredi sağlama görevi 1933-45 yılları arasında Belediyeler Bankası, 1945’ten sonraki yıl” larda İller Bankası tarafından yerine getirilmiştir. Belediye¬ler Bankası kentsel, İller Bankası ise yerel altyapı yatının’ lannın finansmanı ve gerçekleştirilmesinde tekel konumunda etkinlik göstermiştir. İller Bankası belediye, şişli travestileri il özel yönetimi ve köy tüzelkişiliklerinin ortaklığı olarak kurulmuştur. Banka oraklarına ortaklık katılım paylan, Belediyeler Fonu gelirleri ve Hazine yardımlanndan oluşan kaynağı kamu kredisi olarak kullandırmıştır. Yerel altyapıda kamu kaynaklı kredilerin yönetme tekeli, kuruluşun önemli bir yatınmcı kimlik kazanmasına olanak vermiştir. Örneğin 1945-1972 yıllan arasında Banka, belediye toplam harcamalannın % 20’sini aşan miktarda bir yatınm gücüne sahip olmuş, travesti tüm belediyelerin yatınm harcamalan toplamından daha büyük yatınm harcaması yapmıştır. 1978-1982 yıllan arasında ise Banka yatınmlan tüm belediye harcamalannın % 33 u, belediye yatınm harcamalannın ise neredeyse iki katı büyüklüğünde gerçekleşmiştir.4 İller BankasYnm varlığı, travestiler yerel altyapı yatırımı ve finansmanında tekelin yanı sıra merkeziyetçiliğe işaret eder. Tekel ile birlikte merkeziyetçi¬lik 1980lerin ortasında kırılmıştır.

« Geriye git Öne git »