Eğitim Psikolojisi

Kan bağı ne kadar yakın olursa yetenekler ve özellikler arasın­daki bağıntı da o nispette yakındır.

Bir insanın tuttuğu iş genel olarak onun zihin gücünü travesti gösterir. Çocukların zekâlariyle babalarının iş durumu arasında bir bağıntı ol­duğu meydana konulmuştur.

Farelerle yapılan deneylerde seçici eşleştirme yoluyle en düşük nitelikte olanlarla en yüksek nitelikte olanların birbirlerinden kesin gruplar halinde ayrılıp üretilebildikleri gösterilmiştir.

Evlât edinen ailenin evlâtlık üzerindeki etkileri çocuğun okul ilerlemesinde, zekâ bölümünde ve davranışında kendini duyurmakta­dır.

özdeş ikizler farklı çevrelerde büyüdükleri takdirde genel sağ­lıkları, izmir travesti zihnî ve eğitsel durumları ve mizaçları, geçirdikleri hayat tec rübelerinin farklılığını aksettirmektedir. Boy ve baş büyüklüğü gibi beden özellikleri değişik çevrelerin etkisinde kalmamaktadır.

Zamanlarının büyük kısmında çocuklar okula gidemedikleri takdirde eğitsel ve zihnî durumları hemen hemen eşit derecede büyük zararlara uğrar gibi görünmektedir.

Belli bir sınıfta bir kaç yıl daha az eğitim görmüş olan yaşça en küçük çocuk, bir kaç yıl daha fazla eğitim görmüş olan yaşta en bü­yük çocuktan daha kuvetli güçlere sahiptir. Bu farklar onların yara­tılışındaki bir takım esaslı farklardan ileri gelmektedir.

Askerlerin geldikleri eyalete göre tertiplenen zekâ testi sonuçla­rı ile o eyaletlerin okullarının nitelikleri arasında bir korelasyon bu­lunmaktadır. Ya iyi okullar halkın zekâ seviyesini yükseltmekte, izmir travestileri ya da zekâ seviyesi aslında yüksek olan halk memlekette iyi okullar mey­dana getirmektedir.

öğrencilerin güçlerinde esaslı ve gerçek farklar olduğuna şüphe yoktur; fakat her çocuk için iyi bir eğitim yolu ve imkânı vardır. Okul her çocukta mümkün olan en uygun gelişmeyi sağlamalıdır.

Genler nitelikçe aynı

Kalıtımın her şeye hâkim olduğu görüşünü tutan öğretmenler öğrencilerine karşı determinist bir tavır takınırlar. Çevrenin önde gel­diği görüşünü tutanlar ise Öğrenciler üzerinde neler yapabilecekleri konusunda iyimser davranırlar, travesti öğretmenin tutacağı yol gerçeklere, olgulara dayanan dengeli bir görüş geliştirmekten ibarettir.

Soya çekim ana ve babaların kromozomları ve genleri yoluyle özelliklerin çocuğa geçişidir.

Genler nitelikçe aynı oldukları takdirde homozigos oldukları söy­lenir. Eğer nitelikçe değişiklik gösteriyorlarsa o zaman bu genler ho- mozigostur.

Eğer zayıf nitelikli, yetersiz kişiler çocuk edinmeselerdi, insan ırkı önemli derecede iyileştirilmiş olurdu. Bununla beraber normal ve­ya normal-üstü seviyede bulunan insanlardan da arada bir yetersiz çocuklar dünyaya geleceği için gene de bir takım bozukluklar görü­lürdü.

Doğum öncesi etkiler, ankara travesti embriyon ve fetus üzerinde kendilerini duyuran etkilerdir. Annenin içinde bulunduğu bir takım fiziksel şart­ların embriyonu ve fetusu etkilemesi mümkündür, fakat ananın dü­şünce ve dileklerinin hiçbir etkisi olamaz.

Birbiriyle bağıntılı üç soya çekim prensibi şunlardır: benzerler, ankara travestileri benzer doğurmaya yönserler; kardeşler arasında değişiklikler görülür; normalden çok ayrılan ana babaların çocukları normale kayma yönse­mesi gösterirler.

Çocuk bütün atalarından özellikler ve nitelikler alabilir fakat en çok anasından babasından, sonra da uzaklığa göre atalarından ve ni­nelerinden alır.

Niteliklerde kuvvetlilik veya Zayıflık soy içinde sürüp gitme yönsemesi göstermektedir. Kalıtımı üstün olan bir çocuk çoğu defa iyi bir çevrede yetişmiştir. Kalıtımı zayıf ve geri olan bir çocuk da Çok kere geri çevre şartları içinde büyümüştür.

Öğrencilerin kişiliği

Modem anlamında iyi bir disipline sahibolan, başka bir deyişle iyi bir davranış kontroluna ve bunun sonucu olarak iyi morale sahib­olan bir okul, Öğrencilerin kişiliği ve davranışı yönünden çok faydalı olabilir. Okul tutacağı yola göre, travesti iyi davranışlı ve faydalı gençler ye­tiştirebileceği gibi bunun tam tersi nitelikte gençler de ortaya çıkara­bilir.

Kötü nitelikli öğretimin ortaya çıkaracağı kötü eğitilmiş öğren­cilere karşı, iyi nitelikli bir öğretim, iyi eğitim görmüş, bilgili öğren çiler meydana getirir, onlarda soğuk bir kayıtsızlık yerine öğrenmeye karşı yakın bir ilgi, geliştirir. Böylece söz götürmez bir şekilde görü­lüyor ki öğretmen niteliği düşük kötü okul öğrencilerinin üzerinde kötü etkiler yaptığı halde iyi bir okulun etkileri de iyi olmaktadır.

Bununla beraber öğrenciler üzerindeki bütün iyi etkilerine rağ­men iy bir okulun da başarısızlığa uğnyacağı durumlar da olacaktır. Çocuklar gösterilen bütün özene rağmen gene de hastalanacaklardır, bazı çocuklar ise ötekilerden daha da sık hastalığa yakalanacaklardır. Bazı çocuklar gene haylazlık edecekler, bir kısmı da bozuk kişilikler geliştireceklerdir. Öğretmenin iyi alışkanlıklar aşılamak uğrundaki bü­tün çabalarına rağmen çocuklarda kötü alışkanlıkların geliştiği du­rumlar olacaktır. Öğrencilerin zekâlan arasında gene büyük farklar bulunacaktır; iyi okulun bile bu farklarda büyük bir değişiklik mey­dana getirebileceği şüphelidir. Çocukların öğrendiklerinin miktarında da çocuktan çocuğa büyük farklar görülecek, iyi yapılan Öğretimin bu yönden pek etkisi olmıyacaktır. En iyi okullardan bile çıkanların ara­sında geri ve bilgice zayıf olanlar bulunacak, istanbul travesti kötü nitelikli okullardan çıkanlar arasında ise üstün zekâlılar, içinde bulundukları sınıfın sevi­yesine göre son derece iyi bir eğitim görmüş, hattâ son derece üstün duruma gelmiş olanlar görülecektir.

Bütün bunlar olağan olarak kabul edilmelidir, istanbul travestileri fakat iyi öğret­menlerin ve iyi okulların öğrencilerin üzerinde bir bütün olarak özel­likle bazı çocuklar üzerinde pek iyi etkiler yapabileceklerini gösteren delillerin ortaya koymuş olduklan gerçeği de kabul etmemiz gerekir. Öğretmen öğrencilerinin üzerinde iyi etkiler yapabilecek imkânlara sahip oluşu ile öğünmelidir. Bazı çocuklarda dikkatsizliği dikkatliliğe, tenbelliği çalışkanlığa, cahilliği anlayışa döndürebilir bir çocuğun oku­lu sevmesine veya okuldan nefret etmesine sebep olabilir.

2016 Kısa Paçalı Bayan Pantolon Modelleri

Bayan pantolon modelleri geçtiğimiz birkaç sene içerisinde bayağı moda olmuş ve değişik modeller ortaya çıkmıştır. 2016 senesinde de kısa paçalı bayan pantolon modelleri bayağı revaşta olan bir çeşit olup bunlar travesti hakkında birkaç bilgi vermek istriz.

Pantolon paçasının ayak bileğinin hemen üst kısmında bitmesi sonucunda oluşturulan bu tarz modeller kadınlar için gayet şık modeller kombinler oluşturulabilir ve çok güzel ve doğal görünümler oluşturabilirsiniz.

2016 kısa paçalı bayan pantolon modellerinde çeşit çok fazla onlarca hatta yüzlerce olduğundan dolayı çok fazla alternatifi bulunmaktadır. Ayrıca çok fazla renk seçeneği olan bu pantolonların dar olanları, çok dar olanları, ankara travesti bol olanları ve çok bol olanları bulunmaktadır. Kendi tarzınıza göre seçebileceğiniz modeller olduğu için kombinleri nasıl yapacağınız da size kalmış diyebiliriz.

Bu tarzdakı kısa paçalı pantolonlar ile güzel bir t-shirt giyebilir, ayağınıza da topuklu ayakkabılar ya da spor ayakkabılar takabilir, ayakkabınıza bağlı olarak ve kıyafetinize bağlı olarak güzel bir çanta takabilir ve çok şık görünümler elde edebilirsiniz.

Kısa paçalı bayan pantolon modellerini günlük olarak kullanabilir ve gayet şık ve rahat bir görünüm oluşturabilmek imkanına sahip olabilirsiniz. Hem günlük işlerinizde ortama ayak uydurabilir hem de ankara travestileri çok şık ve güzel bir görünüm elde edebilirsiniz.

Kısa paçalı pantolon modellerini kendi tarzınıza göre oluşturup istediğiniz tarzda kendinize uygulayabilirsiniz.

2016 Kısa Saç Modelleri

Kadınların vazgeçilmez parçalarından bir tanesi olan saçları çok fazla model ve şekile sahip. 2016 senesinde kısa saçlar ile ilgili modellerden trend olan travesti saç modellerinden birkaç tanesini sizler ile paylaşacağız.

Öncelikle kısa saç kesimleri biraz cesur kadınlar tarafından yapılıp her kadın saçlarına kıyarak kısa saçı tercih etmeyebilir. Hal bu şekilde olunca bazı cesur kadınlar tarafından belirlenen ve özellikle de HollyWood oyuncuları tarafından, istanbul travesti sanatçılar tarafından sık bir şekilde tercih edilen bu modeller özel davetlerde film galalarında ve birkaç şarkıcıda rastlamak mümkündür.

Her sezon biraz daha yayılan biraz daha gelişen ve her geçen gün daha fazla insan tarafından tercih edilen bu saç modelleri ünlü kişileri örnek alarak taklit niteliğinde saçlarını kestirip uygun modeller yapabilmektedir.

Eğer uzun yüz ve yuvarlak bir yüz tipine sahip iseniz ünlü kişilerin en çok tercih ettiği model olan kahkül modelleri ile güzel bir kombin oluşturarak ortaya güzel bir saç tipi çıkartarak gayet şık bir görünüm elde edebilirsiniz.

2016 kısa saç modellerinde tek renklilik de hakim olmakta. Örneğin saç diplerinden itibaren saç sonlarına kadar aynı ton renkleri tercih edebilir ve ortaya güzel bir stil çıkartabilirsiniz. Hatta kısa saçınızı dalgalı yapabilir, istanbul travestileri fönlü yapabilir hatta ve hatta maşa ile yapıp ortaya çok güzel şekiller çıkartabilir ve şık bir görünüm elde edebilirsiniz.

2016 Kış Ayakkabı Modası

2016 sezonu yavaş yavaş yaklaşıyor. Peki 2016 sezonunda öne çıkan ayakkabı modaları, ayakkabı modelleri nasıldır?

Klasik olan dans ayakkabıları ilse 2016 sezonunda sizin için her yer adeta bir dans pisti olacak çünkü hemen hemen bütün ünlü travesti markalar klasik dans ayakkabılarını üretmeye hazırlanıyor.

Bootie isimli modeller son birkaç sezondur olduğu gibi bu sezon da vazgeçilmez modellerden olacak gibi duruyor. Bootie model ayakkabılar, ayak bileğine uzanan yüksekliği ve topukları sebebi ile hem kardan hem de yağmurdan çok fazla etkilenmemenizi sağlamaktadır.

Yılan derisi ya da timsah olarak adlandırılan moda hiçbir zaman eskimeyecek modalar arasında bulunuyor. Bundan dolayı da ankara travesti timsah derili ya da yılan derili ayakkabılar 2016’nın kış sezonunda oldukça çok karşımıza çıkacak.

Kalın ve Kısa topuklu ayakkabılar bu sezonda birden fazla modelleri ile karşımıza çıkacak gibi duruyor. Kısa ve kalın topuklar ya da uzun çizmeleri birçok mağazadan bulabileceğiniz gibi ünlü mağazaların raflarında da ulaşabilirsiniz.

1970 senelerinin ayakkabı modalarından olan uzun ve ince burunlu olan ayakkabılar bu sezonda da karşımıza çıkıyor. Hatta bazı ayakkabı firmaları bu ankara travestileri ürünleri daha ilginç hale getirmek için birkaç ekstra tasarım geliştirdi.

2016 kış sezonunda öne çıkan bir diğer ayakkabı modeli ise mücevherli ya da boncuklu tasarımlar. Bu tasarımlarda boncuk ile mücevher öne çıkartılmış durumda.

2016 Kış Çanta Modası

Hemen hemen bütün kıyafetlerin tamamlayıcısı olarak bilinen çantalar 2016 kış sezonunda da karşımıza bomba gibi çıkmakta. Dünyaca ünlü Paris, Milano ve New York Moda haftalarının bu sene için belirlemiş olduğu çanta travesti modalarını inceledik.

Modacılar 2016 Kış çanta modasında kürklü çantaları tasarladı. Bu tasarımlar ile kürklerin kadınlar için ne derecede önemli olduğunu belirten modacılar büyük bir adım atmış gibi gözüküyor. Büyük markaların da tercih etmiş olduğu bu model çok güzel gözükmekte.

Bu sezonun modaları arasında bele asılan çantalar ile çapraz takılan çantalar da bulunmakta. Zincirli, istanbul travesti deri ve hayvan desenli tarzında çok fazla seçeneğe sahip olan bu çanta güzel kombinler ile oldukça şık durabilir.

2016 Kış çanta modasının kuşkusuz en çok beğenilen modellerinden bir tanesi de kutu şeklinde olan çantalardı. Giyim tarzınıza ve kıyafet tarzınıza oldukça farklı bir şekil getirecek olan bu çantalar sizin adeta vazgeçilmezleriniz arasında yer alacak.

2016 Kış sezonunda 70’lerin havası esmekte. Bu hava çantada da hissediliyor. 1970 senelerindeki püskül modası tekrardan geri döndü ve değişik tasarımlar ile göz doldurucu hale getirildi.

Bu sezonda kuşkusuz en ilginç çanta modellerinden istanbul travestileri bir tanesi de grafik detaylı olan el çantaları. Çantaların üzerinde renkli ve eğlenceli resimler ile değişik bir kombin yapmak istiyorsanız bu çantalar tam size göre olabilir.

Bedrettin İbrahim Bey

Bedrettin İbrahim Bey, Mahmut B e y ’in oğlu ve Musa B e y ’- jn kardeşidir. O, aile reisi olan Musa’ya karşı 1318’de muhalefete girişti. İ b n B a – tuta, 1332’de Larende’ye geldiği zaman Bedreddin İbrah im ’le Karaman hükümdarı olarak görüşmüştür. Bu ünlü seyyahın kaydına göre o, Memlüklü sul­tanına tâbi olmuş, onun adına para bastırmış ve hattâ sultanın gönderdiği kuvvet­lerin desteğiyle Larende’yi Musa Bey ’den almış, buna karşılık da Ermenek ve yöreleri Musa Bey ’e verilmiştir. İbn Batuta, Nisan 1341’de Bedred­din İbrahim’in elçisi olarak Kahire* ye gelmiş, onunla, kendisine halife ve sul­tan tarafından sancaklar gönderilmiştir. Bedreddin İbrahim Bey, 1343’de Karamanlı topraklarına saldıran Ermenilere karşı bir sefer de düzenlemiştir.

Halil Bey

Bedreddin İbrahim, 1332 yılından sonra hükümdarlıktan ayrılarak yerine kardeşi Alâeddin Halil Bey, Larende beyi oldu. Fakat onun 1340’da (veya biraz önce) ölümü üzerine, Bedreddin İbr a.h i m yönetimi yeniden eline almış, durumu arzetmek üzere, Kahireye bir elçi yollamış (Mayıs 1340), halife ve sultan tarafından kendisine sancaklar gönderilmiştir. Onun 1340’dan sonra öldü­ğü sanılıyor.

Ahmet Bey1

Bedreddin İbrahim Bey ’in oğlu olan Ahmet Bey, babasından sonra Larende (Karaman) emîri olmuştur. Hükümdarlığı az sürmüş, Ocak 1350’de vefat etmiştir. Bir kaynağa (Şikârî) göre ise o, Eretna Bey ’in entrikası se­bebiyle Moğollardan Babukoğulları ve D e v 1 e t ş a h ile giriştiği savaşta pusuya düşürülerek öldürülmüş ve başı, Larende’ye gönderilmiştir.

Şemseddin Bey

Bedreddin İbrahim’in oğlu olan Şemseddin Bey, kardeşi Ah­met B e y ’in ölümü üzerine, 1350’de, Larende emîri olmuştur. Fakat o, kendisi­ni çekemeyen ve hükümdar olmak isteyen kardeşi Karaman Bey tarafından 1352’de zehirlenmek suretiyle öldürüldü. Şemseddin Bey’in mezarı, Laren- de’de Emîr Musa Medresesi*nde bulunmaktadır.

Gıyaseddin Mesut

Karamanoğlu’nun Eşrefoğlu ’yla birlikte Selçuklulara karşı kazan, dıkları bazı başarılar sebebiyle Gıyaseddin Mesut, Moğollardan yardım istemişti. İlhan Keyhatu, Anadolu’ya gelerek Karamanoğullarının yöneti- mindeki memleketleri tahrip etti ise de G ü n e r i B e y ’e rastlayamadı. K e y h a. tu, ikinci kez Anadolu’ya gelip Karamanoğluna karşı yeniden askerî harekâta girişti. Keyhatu ’nun Anadolu’dan ayrılışından sonra Güneri Bey Konya yakınlarına kadar gelerek yağma hareketlerinde bulundu (Temmuz 1292). Güneri Bey, Mart 1300’de hayata gözlerini yumdu.

Mahmut Bey

Güneri ’den sonra yerine, kardeşi Mahmut geçmiştir. Onun daha öncele­ri Ermenek taraflarında bulunduğu anlaşılıyor; çünkü Mayıs 1293’de Frenklerin eline geçmiş olan Alâiye’yi geri alarak orada Memlûk’lü sultanı Melik Eş­ref Selâheddinadına hutbe okutmuştur. Onun devri, Türkiye Selçuklula­rının Moğolların ellerine tam anlamıyla düştüğü zamana rastlar. Ermenek’de 1302 tarihli Ulııcami, Karaman’da İbrala köyünün kuzeyinde Mendik ve Kınık’taki Tem­muz 1311 tarihli cami kitabelerine göre, bu tarihlerde, onun Karamanlı hüküm­darı olduğu anlaşılıyor. Mahmut Bey, 1312’de vefat etti ve yerine oğlu Musa Bey, Karamanlı Beyi oldu. Onun büyük oğlu Musa Bey, beylik başkenti La- rende’de, öteki oğlu Yahşi Bey de Larende’ye tâbi bir emîr olarak Konya’da bulunmuşlardır.

Musa Bey

Babasının ölümünden sonra Burhaneddin Musa Bey, Larende’de Ka­ramanlı Beyi oldu; kardeşi Yahşi Bey ise Konya’da emîr olarak bulunuyordu. Sultan Gıyaseddin Mesut ’un Kayseri’ de ölümü üzerine, Türkiye Selçuklu Devleti sona erince Karamanoğlu Mahmut Bey, derhal Konya’ya hâkim oldu. Fakat İlhanlı Beylerbeyi emîr Çoban, Türkiye Selçuklu Devleti toprakla­rında bağımsızlık mücadeleleri yapan Anadolu beylerini yola getirmek için, kala­balık bir kuvvetle Anadolu’ya geldi ve ilk olarak Konya’yı Karamanoğullarınâan aldı (1314). Musa Bey, hükümdar olduktan sonra Larende’de bir medrese ile imâret yaptırdı. Kardeşi Bedreddin İbrahim Bey, kendisiyle mücade­leye girişerek (1318) Memlüklü sultanı Melik Nâsır adına hükümranlığını ilân etti. Çok geçmeden Memlüklü sultanı, bir kuvvet göndererek beylik başkenti La- rende’ yi Bedreddin İbrahim’e, Ermenek beyliğini de Musa Bey’e ver­di (1331). Musa Bey’in 1339 yılında Ermenek Beyi bulunduğu, Tol Medre­sesi kitâbesinden anlaşılıyor. Musa Bey, Ermenek yönetimine getirilişinden son­ra durumunu arz için Kahire’ye gitmiş, çok iyi karşılanmış, daha sonra hacca git­miş» dönüşte Kahire ye uğramışsa da olumlu’bir sonuç elde edemeden Ermenek’e dönmüştür.

Şemseddin Mehmet Bey

Karaman Bey ’in büyük oğlu olan Şemseddin Mehmet Bey, ba­bası gibi bağımsızlık mücadelesine devam etti. Niğde emîri Hatiroğlu Şere­fe d d i n ’in, Memlüklü sultanına dayanarak Moğollara karşı isyan ettiği sırada, Mehmet Bey de onu destekledi. Bunun üzerine, Şerefeddin, Ermenek askerî kumandanlığını, Bedreddin İbrahim Hotenî ’den alarak Kara­manoğlu Mehmet Bey’e verdi. İşte bundan sonra Şemseddin Meh­met Bey, Hatiroğlu ile devamlı olarak işbirliğine başladı. Bunun uygulaması olarak Mehmet Bey, her yıl Selçuklu devleti hâzinesine göndermekte olduğu vergisini kesti. Öte yandan Selçuklu ve Moğol kuvvetleri, Hatiroğlu isyanını bastırdılar ve Şerefeddin’i muhakeme edip öldürdüler (Temmuz 1276). Bu­nunla birlikte Mehmet Bey, mücadelesini sürdürdü. Ermenek kumandanlı­ğı, daha önceki gibi, Moğollar tarafından yine Bedreddin Hotenî’ye verildi. Böylece Ermenek kumandanlığını yeniden elde eden Bedreddin, Moğol ve Selçuklu kuvvetleriyle Karamanoğulları üzerine yürümeğe karar verdi ise de M u – ineddin Süleyman, halkın zarar görmemesi için bu askerî harekâta razı olmadı; bununla birlikte Bedreddin, harekâta başlamaya karar verdi. Öte yandan bunu haber alan Karamanoğlu, özür dileyerek “sultanın hâzinesine 100 bin altın vereceğini” bildirdi ise de Bedreddin, onun bu önerisini red­detti; Moğol kumandanlarından TokuveTodon ’un onayını aldıktan sonra Mo- ğollardan sağladığı kuvvetleri de ordusuna olarak Karamanoğulları üzerine yürüdü. Bu sırada dağlık yörelere çekilmiş olan Mehmet Bey, Göksu Derben- dV nde giriştiği bir saldırıyla Bedreddin in kuvvetlerini bozguna uğrattı, B e d – r e d d i n ise bütün ağırlıklarını bırakarak Ermenek kalelerinden birine güçlükle sığındı. Bunun üzerine Konya’dan harekete geçen naibüs-saltana Eminedman’ın dayısı sahiller emîri (emîrüs-sevâhil) Hoca Yunus, onlara kar harekete geçti ise de yenilgiye uğramaktan kurtulamadı ve bütün ağırlıklarıda Kİ ramanoğlu’nun eline geçti.

Mehmet Bey, bütün bu başarılarını Mısır ve Suriye’ ye Türk Memlüklü hü. kûmdan Baybars’a bildirmişti. B a y b a r s ’ın Anadolu’ya gelmek üzere ol. duğunu haber alan Mehmet Bey, buna sonderecede sevindi; çünkü Moğollara karşı mücadelede müttefiki olan Hatiroğlu Şerefeddin in yakalanıp öl. dürülmesi, onun durumunu ciddi olarak sarsmıştı. Fakat çok geçmeden Bay- bars’ın Elbistan ovasında, Moğol kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğratması, Mehmet Bey’e büyük cesaret verdi (Nisan 1277). Bunun üzerine Mehmet Bey, bütün kuvvetleriyle Aksaray’a saldırdı ise de başarılı olamadı; daha sonra o, Konya’ya yürüyerek kuşattı, şehrin teslim olmamasına rağmen kuşatmayı sür* dürdü. Bu sıralarda sultan B a y b a r s , Kayseri’ye geldiği zaman henüz küçük yaşta olan Selçuklu sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev Tokat’a kaçmıştı. B a y b a r s , Kayseri’de Selçuklu tahtına törenle çıktıktan başka adına hutbe oku­tup para da bastırdı. Karamanoğlu Mehmet Bey’in en küçük kardeşi Kayseri’de Selçuk hükümdarının yanmda rehin olarak bulunan Ali Bey, B a y – b a r s ’ın huzuruna kabul edildi ve ağabeyi Mehmet Bey ile kendisine sulta­nın sancak vermesini istedi; isteği kabul olunarak sancaklar verildi; o da bu sancaklarla derhal Mehmet Bey ’in yanma gitti. Mehmet Bey, yanmda sul­tan II. Izzeddin Keykâvus ’un oğlu olduğunu iddia ettiği Gıyaseddin S i y a v ü ş ile birlikte Konya önlerine gelerek halka “Sultan B a y b a r s , Moğol ordusunu bozdu, Kayseri’ye girdi, adına hutbe okuttu ve para bastırdı; ben, B a y – b a r s tarafından gönderildim” şeklinde bir haber gönderdi ise de Konyalılar bu­na inanmadılar. Bunun üzerine Karamanoğlu, Konya’nın Çömlekçiler ve Atpazarı kapılarını yaktırdı ve kurban bayramı arifesinde, perşembe günü, Kon­ya’ ya girdi (Mayıs 1277); fakat Konya kalesi teslim olmayarak direnmeye devam etti. Bu sırada Konya’da Selçuklu valisi olarak Emineddin Mikâil bulunu­yordu; şehre giren Karamanlı kuvvetleri, Emineddin ’in ve diğer emirlerin konaklarını, tüccar mallarını yağmalayarak Emineddin ’i yakalayıp şehrin dı­şına götürdüler, işkence ile bütün malları alındıktan sonra öldürülüp, başını şe­hir içinde bir yere astırdılar. Böylece Şemseddin Mehmet Bey, başkent Konya’yı işgal ettikten bir gün sonra Gıyaseddin Siyavüş’ü(0 devir kay­naklarında hakaret ve küçük düşürmek amacıyla Cimri adıyla kaydedilmiştir) sul­tan ilân ederek adma hutbe okutup para bastırdı. Başına, B a y b a r s ’ın göndermiş olduğu sancakları çektirdi ve kendisi de onun veziri oldu; Konya halkı ise sevdik­leri sultan II. Izzeddin Keykâvus ’un oğlunu sultan olarak tanıdılar; bu­nun üzerine Konya kalesi de işgal edildi. Bir süre sonra Karamanoğlu Meh­met Bey, Selçuklu vezir Sâhib Ata Fahreddin Ali ’nin oğulları Taceddin Hüseyin ve Nusreteddin Haşan’ın Selçuklu kuvvetleriyle kendisine karşı harekete geçmeleri üzerine, kuvvetlerini toplayıp onlarla Akşehir ovasında yaptığı savaşta, her ikisi de yenilgiye uğradı ve hayatlarını da kaybetti­ler; Mehmet Bey ise Konya’ya dönüp, karargahını Konya ovasında Filobad’- da kurdu ve “Selçuklu kuvvetleriyle savaşmak üzere hazırlık yaptığını” ilân etti (H aziran 1277). Fakat bir süre sonra Batı-Moğolları hükümdarı Abaka Han ’m buyruğuyla harekâta başlayan III. Gıyaseddin Keyhüsrevile birlikte vezir Sahib Ata Fahreddin Ali ’nin Moğol ve Selçuklu kuvvetlerinin gelmek­te olduğunu haber alan M e h m e t Bey, yanında genç hükümdar S i y a v ü ş ol­duğu halde, Akşehir ve çevresindeki şehir ve kasabaları yağma edip elegeçirdikleri hayvanlarla birlikte Konya’ya döndüler. Fakat onlara karşı, Selçuklu ve Moğol kuvvetlerinin harekete geçtiğini haber alan Konya halkı, kale kapılarını kapata­rak savunmaya başladılar. Mehmet Bey, şehri kuşattı ise de Selçuklu ve Mo­ğol kuvvetlerinin yaklaştığını öğrenince Konya yörelerini yağmaladıktan sonra Ermenek dağlarına çekildi. Karamanoğlu, Konya’da bir aydan fazla kalmıştı. Öte yandan Konya önlerine gelen Sâhib Ata, Karamanoğlu ’nu izleyerek Mut yönüne hareket etti; bu arada 50 Moğol ve 50 Selçuklu askerini öncü olarak ileri gönderdi. Mehmet Bey, hükümdar ilân eylediği Siyavüş’ü savaşa sokma­yarak onu, daha güvenli bir yere gönderdikten sonra kendisi, iki kardeşi ve amca- oğullarıyla birlikte Moğol öncülerine bir baskın yaptı. Kaçar gibi manevra yapan Moğollar, ani olarak geri dönüp Mehmet Bey ile kardeşlerini ve amcaoğulla- rını tutsak alıp öldürdüler ve başlarını keserek Selçuklu ordugâhına gönderdiler, daha sonra da Karamanlı oymağının bulunduğu yörelerde halka teşhir ettiler (1277).

Mehmet Bey ve kardeşlerinin ortadan kaldırılmalarından sonra Karaman- oğullan, bir süre sakin kaldılar. Aile reisliği Mehmet Bey’in kardeşi Gü­neri Bey’e geçti. Türkiye Selçuklu Devleti, Moğol hâkimiyeti altında ezilirken onlar da fırsatı kaçırmayarak mücadele ediyorlar, hattâ Selçuklu ailesi arasında­ki saltanat çatışmalarında bile etkili oluyorlardı. Bu cümleden olarak III. G ı – yaseddin Keyhüsrev’in Moğollar tarafından öldürülmesi üzerine (1284), II. Gıyaseddin Mesut Moğol hanı A r g u n tarafından , hükümdar yapıl­mıştı; fakat III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi, iki torununu, A r – g u n ’un izniyle Konya’da hükümdar ilân ettirmeyi başardı (Ekim 1284). Eşref- oğlu Halil Bey naib ve Karamanoğlu Güneri Bey de beylerbeyi ola­rak Konya’ya davet edildiler. Fakat bunlara karşı Gıyaseddin Mesut ve yan­daşları, mücadeleye giriştiler. Eşrefoğlu ile Karamanoğlu, Konya’ya gelerek bu çocuk şehzadelere dokunmadılar. Fakat bir süre sonra Sâhib A t a ’- nın Argun Han katındaki girişimi ile bu çocuk sultanların saltanatına son ve­rildi; böylece Gıyaseddin Mesut, tek başına hükümdarlıkta kalmış oldu.

Güneri Bey ’in, 1287 yılında Selçuklu vasalı Ermeni yönetimindeki Tar­sus’a saldırıya geçmesi üzerine, Ermeni prensi durumu sultana bildirip şikâyette Dulundu. Bunun üzerine harekete geçen Gıyaseddin Mesut, derhal Mo­ğol ve Selçuklu kuvvetleriyle ona karşı harekete geçti. Güneri Bey, dağlık yer lere çekildi ise de ona ait olan Karaman ve yöreleri tahrip edildi (Ocak 1288) Bu olaydan sonra Güneri Bey, sultan M e s u t ’a karşı muhalefeti bıraktığj gibi, Eşrefoğlu ile birlikte Konya’ya gelerek sultandan af dilediler, böylece anlaşmazlıkda sona erdi.

« Geriye git